Tarih: 19.01.2024 22:24

Birsen Kaya, Ne ara bu kadar duygusuz ve vicdansız olduk

Facebook Twitter Linked-in

NE ARA BU KADAR DUYGUSUZ VE VİCDANSIZ OLDUK
 

Eskiden birbirimize bağlı toplumlardık. Kapılarımız açık ve ihtiyaç olduğunda 
rahatlıkla, güvenle içimize alıyorduk. Çocukların kapı önlerinde gönüllerince oyun oynadıkları, 
anne babaların işlerinden evlerine gelinceye kadar sanki onlar bizim çocuklarımız gibi 
karınlarını doyururduk ve ailesine teslim etmeden önce ebeveynleri de eve çağırıp çaylarımızı 
hep beraber içer, sohbetler edip sonrasında uğurlardık. Komşumuza hastane ziyaretlerimiz 
vardı, mutlaka meşhur kolonyamızı ve çiçeğimizi ve olmazsa olmazımız meyve suyumuzu 
götürürdük. Evlerimize gelene neyimiz var neyimiz yok önlerine ikramda bulunmak için 
soframıza sererdik. Mahallemizde birinin borcu varsa gizlice toplanır, Ondan habersiz derdine 
derman olurduk ya da olmaya çalışırdık. Kış geldiğinde kendi kapımızın önünü tek başımıza 
temizlemez hep birlikte birbirimizin kapılarını temizlerdik. Çatılarımızın karlarını erkeklerimiz 
temizlerken bizlerde yerden temizliklerini yapardık. Sobalarımızda çayımız her daim hazır 
olmasa da sıcak suyu hazır beklerdi, çay demlemeye hazırdı yani. Dostluklar sevgiyle 
sağlamlaşırdı. Camlardan seslendiğimiz komşunun çocukları çöpümüzü döker, mahalle 
bakkalımızdan siparişlerimizi koşarak alıp gelirlerdi. Camdan cama ya da kapı önü 
sohbetlerimiz vardı. Elektrikler sık sık kesildiği zamanlarda yaktığımız mumların samimi 
duygularla aydınlattığı bir toplumduk. 


Gerçekten ne oldu bize nereye gidiyoruz hangi ara vicdanlarımızı kaybettik. Ne zaman 
bu kadar bencil olduk, mal mülkçü olduk, ne ara bu kadar öfkeli olduk, sanki kötülükte yarışır 
hale geldik. Maddiyat yüzünden insanlıktan çıkıp kiracılarımızı insan yerine koymayı unutup 
damlarını başlarına yıkmayı başardık. Birbirimize bırakın silah çekmeyi silah kelimesinden 
içimiz ürperir konuyu kapatırdık. Bencillikte ödül alırmışçasına yarışan bir ülke olma haline 
geldik. Kimsenin kimseye acıması, saygısı, sevgisi yok. Sözlerin senet olduğu dönemin yerini 
silahlarla, bıçaklarla imzalandığı dönemi yaşıyoruz. Saati dolmadan kötülüğüne kötülük 
ekleyen bir toplum olduk. Ne kadar acıdır ki toprak taş ve suyla yapılan evlerden insanların
kapılarını kırarak onları karanlık ve soğukta bırakarak kurtulmaya çalışmalar. Terazinin ağır 
basan yerinde aç gözlülük, bencillik ve duygusuzluğun maalesef hiçbir şey olmamış gibi 
davranılmasının benim kalemimi de mutsuz ediyor.


Onca değerli paylaşımcı anlarımızı karaya çeviren insanlara buradan bir çift sözüm var.
Yaşam dediğimiz kavram çok kısa, bir o kadar da imtihan gezegeni. Ne demiş o kıymetli 
büyüklerimiz; “Güvenme malına bir ateş yeter, yerle bir olur” O zaman kendine uzanan el 
bulamaz. Çünkü “Ne verirsen ele o gelir eline” bu ve bunlara benzer nice örnekler var. 
Bencilliğin sonu hep duvara toslamaktır. Kötülüğe ve kötülere, başarı ve mutluluk 
yazılmamıştır.


Cahilliğin yerini bilgi, Duygusuzluğun yerini duygu, Öfkenin yerini sakinlik, Hırsın 
yerini anlayış almadığı sürece her şey daha fazla yokuş aşağı gideceği gerçeği önümüzde 
levhadır. Mutlaka herkesin yoluna yaptıkları gelecektir.
Kaçış yok.
Oysaki iyilikle yarışan bir toplumduk. 
Benim kalbimin derinliklerinde halen kıymetli, duygulu cesur adil insanların varlığı 
gerçeği var. İnanmak isteğim yüksek.
Ben Gölge Kadın olarak bir sonraki yazımda buluşmak ümidi ile sevgi ve huzurla kalın.

 

Birsen Kavak, Ne ara bu kadar duygusuz ve vicdansız olduk

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —